• Seda Özaltan

Oğuzhan Yıldız ve Uğur Ersöz Röportajı

En son güncellendiği tarih: Mar 29



Oğuzhan: "Coğrafya kaderdir derler ya hani. Biraz da öyle benim belgesel yapmam ve belgesele ilgi duymam."


Derneğimiz bu kez, projelerinin başından itibaren birlikte çalışıp belgesel filmler yapan N. Oğuzhan Yıldız ve Uğur Ersöz ile söyleşti. Kendileriyle ödüllü filmleri 'Levir' ve 'Uçan Adam' ile ilgili ayrıntılı konuştuk. Belgesel kategorisi hakkında dertleştik.

Belgesele ve belgeselciye gereken değerin verilmesi ümidiyle... Keyifli okumalar.


KFYD için söyleşen: Olcay Seda Özaltan


Merhabalar Oğuzhan ve Uğur, sohbetimize hoş geldiniz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?


Merhaba, ben Oğuzhan. 1993 İstanbul doğumluyum. Lakin ailenin İstanbul’da doğan tek üyesiyim aslen Erzurumluyuz. Nerelisin dediklerinde Erzurum diyorum :) Değişik ve istikrarsız bir eğitim hayatım oldu. Aslında çocukluğumdan beri izleyici olarak sinemaya ilgim vardı ama sanırım bu işi yapmak istediğime ciddi anlamda biraz geç karar verdim. Lisede sayısal bölümden mezun oldum. 2 yıl üniversiteye hazırlandıktan sonra 2013 Yılında Karabük Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başladım. Fakat sevemedim ve en sonunda o kritik kararı verip RTV bölümüne geçtim 2015 yılında. (2 yıllık) :)


1993 yılında Salihli'de doğdum. Karabük Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü bitirdim. Şu anda Salihli ve İzmir bölgesinde hizmet veren FilmArt Film&Medya Şirketini işletmekteyim.




Akademisyen Musa Ak kimdir, sizin hayatınızda nasıl bir rol oynuyor?


Musa hoca benim hayatımdaki rolü tarifsiz ve ömür boyu hocam olarak göreceğim bir insan, her ne kadar aramızda çok yaş farkı olmasa da. Kendisi genç ve başarılı bir akademisyen, ayrıca çok başarılı da bir yönetmen. Türkiye’de kısa metraj belgesele yön vermiş belgeseller yapmış zamanında ve bizim de iyi belgeseller yapabileceğimize bizi inandıran kişi. Belgesel izlemeyi her zaman severdim lakin yapım aşamasında bulunmak açıkçası Musa hoca ile tanışana kadar aklımızda yoktu. Bizdeki emeği açıkçası çoktur.


Aslında Musa Ak'ı tanıtmaya kelimelerin yeteceğini düşünmüyorum. Çünkü Karabük gibi bir yerde kısıtlı imkanlarla okuluna ve öğrencilerine olan katkısı paha biçilemez. Bilgi birikim seviyesi olarak da fazlasıyla dolu ve tecrübeli birisi. Ben, benim hayatımda rol alan ve hayatıma yön veren özel ve önemli şahsiyetlerden biri olduğunu düşünüyorum.



İlk filmlerinizi de birlikte mi çektiniz? Hep belgesel mi yaptınız?


İlk yaptığımız Belgesel ‘Göğören’di. Belgesel dersi için çektiğimiz ve bizdeki bu tutkuyu başlatan iş diyebilirim. Ben şahsen uzun metraj bir belgeseli de sayınca toplam 4 belgeselin yapımında bulundum. Uğur ile birlikte 3 belgesel yaptık.

İlk filmim Tün Filmi idi. Yönetmenliğini Mertcan Çakır ile birlikte yapmıştım. Aslında sinemaya ilk adımım kurmaca olmuştu ama sonrasında az önce belirttiğim gibi Musa Ak ile birlikte belgesele olan gizli tutkumu keşfettim. ‘Göğeren’ Filmi ile belgesele iyi bir başlangıç yaptım ve tabii belgeselin efsanesi rahmetli Süha Arın'a da ilk filmimle selamımı gönderdim.


Neden belgesel?


Coğrafya kaderdir derler ya hani. Biraz da öyle benim belgesel yapmam ve belgesele ilgi duymam. Yani kendi çevremde bildiğim çok ilginç olaylar vardı ve belirttiğim gibi kesinlikle Musa Ak hocamız. ‘Levir’ ve ‘Uçan Adam’daki karakterlerimiz yani annemin amcası ve dayısı sanki yıllardır beni bekliyorlarmış gibi geliyor bazen bana. Ayrıca asla ne olacağını bilemeyeceğiniz ucu açık bir macera. Hazırlığınızı yapıp gidiyorsunuz ne kadar plan yapsanız da kesinlikle film çekimlerle birlikte şekillenmeye başlıyor. Bu benim için büyük bir tutku.


Belgeselin hayatın kendisi olduğunu düşünüyorum. Kurmaca hiçbir unsur bulunmaması, konu gerçekliğine müdahale edememek beni belgesele çekiyor. Galiba heyecanı ve gerilla tarzını seviyorum.


Belgesel filmi ile kurmaca filmin benzerlik ve farklılıkları nelerdir?


Şahsen benim kurmaca filmde bir tecrübem yok. Hiç kısa film yapmadım lakin çok izledim buna dayanarak yorum yapmak gerekirse, Aslında çok farklı değiller özellikle yeni akım belgesellere bakarsak. Tabi ki çekim planları, oyuncular vs. bunlar başka şeyler ama ortaya çıkan ürüne baktığınızda çok benzerlik görüyorsunuz. Çünkü artık belgesel başka bir yere doğru gidiyor klasik röportaj üzerinden ilerleyen belgeseller çok fazla ilgi görmüyor. Ve tabii ki belgeselde kurmaca olur mu? Şeklinde de tartışılan bir konu var. Ama aslında kurgu aşamasında, röportajlarla oynadığımızda bir anlatım dili yaratmaya çalıştığımızda kurmaca ya kaçmıyor muyuz? Bunlar tartışılır tabi. O yüzden dediğim gibi klasik tip belgesellerle kurmaca filmler arasında çok büyük farklılıklar olsa da son zamanlarda yapılan belgeseller ile kurmaca filmler arasında büyük benzerlikler var. Şahsi fikrim en büyük benzerlik ne derseniz ikisinde de güçlü bir omurga ve alt metin olması.



Bir belgeselin kalitesini ne belirler?


Hikayesi, anlatım dili, alt metni, ‘’Çarpıcı bir giriş ve çarpıcı bir son.’’


Bence bir belgeselin kalitesini tamamen konu gerçekliği belirler ve ben kaliteli bir belgeselin hiçbir şekilde kurmaca bir unsur içermemesi taraftarıyım. Son zamanlarda fazlasıyla tartışılan bir konu bu; yani ben kurmaca çekeceksem kurmaca ögelerden yararlanırım. Belgesel çekeceksem gerçekliğine kesinlikle müdahale etmem. Yani kısaca 100 tane de ödül alsam belgesel sanatına müdahale etmem.


Belgesel film yapımı için önerebileceğiniz eğitimler / kitaplar nelerdir?


Benim şahsi fikrim çok izlemek en başta. Kitaplar, atölyelerde kesinlikle faydalı olacaktır ama çok izlememiz gerekiyor.


Bunun cevabını verebilecek kişinin ben olduğunu düşünmüyorum. Ama İyi bir sanat okulunda iyi bir eğitimin gerekli olduğunu düşünüyorum.


Belgesel filmlere gereken destek veriliyor mu?


Filmlere gereken destek veriliyor mu? :) Bence bu soruyu yanıtladıktan sonra belgesele verilen desteği de tahmin etmek zor olmasa gerek.


Maalesef dünyanın birçok yerinde belgesele destek bulmak zor. Yaşadığımız ülke şartlarında bu daha da zorlaşıyor. Az da olsa verdiğimiz emeğe telif ödeyen kurum ya da şahıslar çıkıyor.


Yurt dışında takip ettiğiniz belgesel festivalleri var mı?


Açıkçası Belgesel festivali olarak çok takip ettiğim ve bildiğim yok. Aslında bilmem için gereken lobi ve kaynağım yok maalesef. Ve ulusal belgesellere baktığımızda kurmaca filmler kadar başarılı olamadığını görüyoruz yurt dışında. Belki tepki çekeceğim bu söyleyeceğimde ama kesinlikle kaynak fon ve lobi faktörü. Yani emin olun çok iyi belgeseller de yapılıyor Türkiye’de. Umarım bir gün uluslararası alanda da hak ettiği değeri görür.


Los Angeles Belgesel Film Festivali ve Icedocs'u takip ediyorum ve her iki festivali fazlasıyla başarılı buluyorum.


Ülkemizdeki kısa film festivallerinin belgesel kategorileri için neler söyleyebilirsiniz?


Kesinlikle olması gerektiğini söyleyebilirim. Artık çoğu festivalde zaten ayrı kategori açıldığını görüyoruz belgesel için. Lakin kurmaca deneysel, belgesel vs. hepsi bambaşka kollar bambaşka işler ne kadar benzer yanları da olsa. Kesinlikle ayrı kategoride işin ehli kişiler tarafından değerlendirilmeli.


Maalesef çok yetersiz, tabii ki genellemeden çıkaracak olduğum birkaç festival mevcut. Genel olarak belgesel kategorisinde ön eleme ve ana jüri kısmında bulunan kişilerin belgesel konusunda yeterli tecrübeye sahip olmadıklarını düşünüyorum. Maalesef belgesel film hemen hemen birçok festivalde üvey evlat muamelesi görüyor.



Film çekmeye başladığınızdan beri birlikte misiniz? Ayrı işleriniz de var mı?


Biz Uğur’la üniversitede tanıştık ve 2 yıl aynı evde kaldık. İyi arkadaştık diyebilirim ve bu uyum sanırım yaptığımız işlere de yansıdı. Onun harici şu an farklı şehirlerde yaşıyoruz.

Hemen hemen bütün projelerde birlikteyiz. Ayrı projelerimiz olur mu? Bunu da zaman gösterecek.



Levir ne demek? Neden böyle bir isim tercih ettiniz?


Levir Latince ‘’Kayınbirader’’ anlamına geliyor. O filmde işlediğimiz konuda ‘’Levirat’’ tipi evlilik üzerineydi. Bunun üzerine o zaman araştırma yaptığımda Kelime kökenini araştırdım ve böyle bir isim kullanmayı tercih ettik.


Oğuzhan, ‘Levir’ (2018) senin anneannenin hikayesi galiba. Biraz anlatır mısın filmi?


Daha doğrusu dedemin yani annemin amcasının hikayesi. Çünkü olaylara onun gözünden bakmaya çalışıyoruz ve onun yaşadığı drama odaklanıyoruz filmde. ‘Levir’ benim için her zaman çok özel bir iş olacak çünkü o yaşanan olaylar hakkında birçok şeyi ben de filmi yaparken öğrendim. Ve her saniyesinde çok duygulandım. Ve bana şunu da öğretti, yakınımızda o kadar hikaye varken neden bu amansız hikaye arayışı?


‘Levir’ ile ‘Uçan Adam’ aynı köyün farklı iki hikayesi. Oğuzhan, bayağı enteresan bir memleketin varmış :)


Aslında bence özellikle Anadolu’nun birçok yerinde bu tarz hikayeler hatta bekli de çok daha ilginçleri var. Bence mesele fark etmekte :)


‘Uçan Adam’ (2019) belgeseliniz nerelerde gezdi, nerelerden ödül aldı şimdiye kadar?



11. TRT Belgesel Ödülleri, Ulusal Öğrenci Filmleri Dalı, Birincilik Ödülü. 2019 1. Çukurova Üniversitesi Adana KısaFest, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2019 12. İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Finalist. 2019

17. İstanbul Çevre Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Finalist. 2019 8. Atıf Yılmaz Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Finalist. 2019 9. Okan Üniversitesi, Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Finalist. 2019

4. Çalı Köy Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi. 2019



Filmin başlangıç ve bitiş sahneleri birbirlerini tamamlayıcı ancak filmin sonunda credits’ten sonra görebiliyoruz ne olduğunu tam olarak. Filmin kurgusunu kim yaptı?


Filmin kurgusunu Uğur Ersöz ve Musa Gökkaya arkadaşımız yaptı ortaklaşa fikirlerle birlikte. Eğer after credits kimin fikriydi derseniz, Uğur ile benim ortak fikrimizdi, güzel etkili bir son olması adına.


Filmin ana kurgusunu ben yaptım. Aslında kurguda da birlikte hareket ettik. Yani credits’ten sonra sürpriz bir finalin olması gerektiğini düşündük.


Renkler, son yılların favori renkleri olan orange-cyan renkler. Color (Renk) işini sen ele almışsın galiba Uğur?


Evet hareketli bir film olduğu için hareketli renklerin olması gerektiğini düşündüm ve tercihimi sıcak ve samimi renklerden yana kullandım.


Altyazı çevirilerinin başarılı olduğunu söylemeliyim. Çevirilerde kiminle çalıştınız?


Altyazı çevirisini İsmail Hoça'ya ait. Salihli’de birlikte çalıştığımız iyi bir müzisyen ve iyi bir sanatçı Salih Hoça'nın oğlu kendisi. Bu konuda sağ olsun bizi kırmadı ve güzel bir çeviriye katkıda bulundu.


Gelelim en çok merak edilen sorumuza: Film kaça mal oldu ve bütçeyi nasıl finanse ettiniz?



Bunun hesabını yapmadık pek, çünkü Uğur’un işinden dolayı ekipman sıkıntımız olmadı. Benim köyüm olduğu için kalacak yer konusunda da bir sıkıntı çekmedik. Onun harici en fazla gider, yol masrafları diyebiliriz. Kendi cebimizden finanse ettik.


Bizim maddi anlamda fazla problemimiz olmadı. Zaten FineArt Film&Medya'dan almış olduğum ekipmanın çoğu yeterli oldu, geri kalan kısmı da minimal yol masrafları.



Yeni proje yolda mı? Yoksa ‘Uçan Adam’ filminizin ardından nadas döneminde misiniz?


Ben kendi adıma konuşursam aslında ne kadar istemesem de sanırım o döneme girdim. Aklımda 2-3 tane fikir var ama artık kendi cebimden finanse etmek istemiyorum. Belki de bu ara tamamen bundan kaynaklı diyebiliriz.


Tabii ki hayır, elimde çekilmeye hazır iki tane proje var. Bunların üstünde çalışma halindeyim.


Son yıllarda çekilen ve sizi çok etkileyen, “Şunu ben çekmiş olmayı çok isterdim” dediğiniz bir yapım var mı?


‘’Manchester by The Sea’’

Aamir Khan'nın P.K filmi beni fazlasıyla etkiledi.


Mutlaka izlememiz gereken 2 yerli 2 de yabancı kısa belgesel önerir misiniz?


Yerli: ‘Mada’, ‘Tahtacı Fatma’

Yabancı olarak kısa metraj aklıma gelmedi çok fazla izleyebilme şansımız olmadığı için. O yüzden ‘Searching for Sugar Man’ ve ‘Free Solo’ diyorum.


Aslında belgeseli ya da bir yapımı kısa veya uzun şeklinde nitelendirme taraftarı değilim ama kesinle izlenilmesi gereken benim bu sene izleyip de fazlasıyla derinden etkilendiğim ‘Bruce Lee ve Haydut’ ve ‘İradenin Zaferi’.


Dernekten nasıl haberdar oldunuz? Derneğin çalışmalarını takip ediyor musunuz?


Dernekten geçen sene Adana Altın Koza Film Festivalinde haberim olmuştu. Derneğin çalışmalarını takip ediyor ve destekliyorum elimden geldiğince. Bence gerekli bir oluşum Kısa metraj filmlere gereken değeri vermek ve insanların bakış açısını değiştirmek adına.


Derneği ilk olarak sosyal medyada keşif ettim. Daha derneğin ilk günleriydi belki de ve çalışmalarını merak ediyordum. Bununla birlikte çalışmalarına katkım olacağını düşünerek üye oldum. Zamanla daha aktif olacağımı düşünüyorum.



Sosyal medyada aktif misiniz? Okuyucularımız size nasıl ulaşabilirler?


Instagram ve Facebook hesabım var. ‘’ogiyldz_’’ kullanıcı adıyla. Sosyal medyadan bana ulaşabilirsiniz :)


Sosyal medyanın tamamında aktifim ve tamamından bana ulaşabilirler.


Son olarak ne söylemek istersiniz?



Bizi yetiştiren Karabük üniversitesi hocalarına, özellikle Musa Ak hocamıza buradan bu vesileyle tekrar minnet bildirelim. Bu güzel sohbet için de derneğe teşekkür ediyoruz.


Bu güzel sohbetiniz için teşekkür ediyorum. Zamanla belgesel filmin insanların gözünde daha fazla değer kazanacağı ve üvey evlatlık rolünden çıkacağını biliyorum. Çünkü gerçekten belgesel aşkıyla dolu bir jenerasyon geliyor.

174 görüntüleme

© 2017 Kısa Film Yönetmenleri Derneği