SAVAŞI TERSTEN OKUMAK!

En son güncellendiği tarih: May 18



‘Yıkık Kentler Senfonisi’ yönetmen Kerem Sürmeli’nin 2018 yılında çektiği kurmaca bir kısa film. Filmin festival yolculuğu hakkında, internetten edindiğim bilgiye göre; içinde Marmaris ve Altın Koza (Adana Film Festivali) gibi önemli festivallerin de bulunduğu gayet başarılı bir serüvenden bahsedilebilir.



Yıkık Kentler Senfonisi seyircisine ne anlatıyor? (Spoiler İçermiyor)


Yaklaşık 9 yıl kadar önce başlayan bir savaştan bahsediyor film… Herkesin aklına Suriye Savaşı gelecektir sanırım. Fakat öyle değil. Film bize, ‘savaşın Suriye’de değil de Türkiye’de olduğunu varsayarsak neler yaşanırdı?’ sorusunun cevabını vermeye çalışıyor. Gayet zekice. Üstelik uzun zamandır Türkiye’de eksikliğini hissettiğimiz bir duygu bu! Birlikte yaşama kültürünü maalesef içselleştirmede sorunlar yaşayan bir ülkede böyle hikayeler, filmler izlemek gerçekten sevindirici. Kerem Sürmeli’yi bu bakış açısından dolayı tebrik etmek gerekir.


Filmin diline ve kamera kullanımı gibi teknik sorunlarına değinmeden önce şunu belirtmem gerekir ki; bazı sahnelerin -özellikle sabit ve uzun planların- akıllıca olduğunu söyleyebilirim. Gerek ışık kullanımı, gerek kontrast ayarı bazı sahnelerde başarılı kullanılmış.



Öte yandan genç yönetmenlerin çoğunlukla sinema ile ilk ilişkisinde kamera açılarını yerli yerinde kullanmak neredeyse çok zordur. Bugün bile birçok film yapmış yönetmenlerin kamera dilinde sorunlar olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Bu sebeple Kerem’in de önünde epey zaman olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle dram ağırlıklı sahnelerin yakın plan ve ayrıntı plan alınması -belki duyguyu arttırma niyetli olabilir ama bu sinemanın diline o kadar da uygun olmayabilir! Klasik olacak ama diziler ile sinema filmleri arasındaki çekim ölçekleri ve anlatım dili hedef kitle ile ‘medium’un (araç) farklı olmasından kaynaklı. Televizyon işleri için yakın planlar sizin işinize yararken, sinemada kocaman kocaman yüz ifadelerini perdede görmek hoşunuza gitmeyebilir. Bu bağlamda Kerem arkadaşımızı kamera dili konusunda eleştirebilirim sanırım. Fakat tüm bunları söylerken, kısa filmcilerin ekipman konusunda yaşadığı sıkıntıları da görmezden geldiğimi düşünmeyin. İstenen kadrajları alabilecek objektif eksikliği de bunlara pek ala sebep olabilir!



Müzik kullanımını da bu tarz hikayelerde yoğun kullanmamak gerektiği kanısındayım. Dramı yoğun hissettirebilmek adına yine televizyon dizilerinde sıkça başvurulan bu teknik; aslında sinema seyircisini pasifleştirmeye yöneltebilir. Yani üzülmemiz gereken noktayı bize (seyirciye) özellikle vurgulamaya çalışmak yaşanan olay veya olaylara geniş bir perspektiften bakmayı bırakıp film karakterinin bireysel yaşamına üzülmemizi sağlayabilir. Bu bakımdan, sinemanın izleyiciyi besleyen bir sanat olma özelliğini unutmadan müzik kullanımı ‘kararında’ olan işler, her zaman kaliteli olarak anılacaktır.

Son olarak Kerem arkadaşımızın bundan sonra da çok iyi işler çıkaracağını, çok daha başarılı filmler çekeceğini düşünüyorum.


KUBİLAY AKSUN

0 görüntüleme

© 2017 Kısa Film Yönetmenleri Derneği